İlk Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İlk Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2016 Pazar

Afife Jale

Afife Jale; Türk oyuncu. Sahneye çıkan İlk Türk Müslüman kadın oyuncudur.

1902 yılında İstanbul Kadıköy'de doğan Jale, İstanbul Kız Sanayi Mektebinde eğitim gördü. Ardından bugün hala ''İstanbul Şehir Tiyatroları'' olarak adını sürdüren o dönemin ''Darülbedayi'' adındaki sanat okulunun sınavına girerek 10 Kasım 1918'de bu sanat merkezinde eğitim görmeye hak kazandı. Müslüman kadınların sahneye çıkması bu dönemde halen hoş görülmemekteydi. Darülbedayi, Müslüman kadınların sadece kadınlara özel gösterimler yapılacağını belirterek Müslüman kadınları da bünyesine aldı. Afife Jale, bu sanat merkezine kabul edilen 5 Müslüman kadından biri idi. Diğer Hanımlardan üçü bu kursu bıraktılar. Refika Hanım, Suflör olarak sanat merkezinin korosunda yer aldı. Afife Hanım ise ''Mülazim artistlik'' (Stajer oyuncu) kadrosuna girdi. Daha sonraki yıllarda Jale, oyunların provalarına katılmasına rağmen uzun süre herhangi bir oyunda yer almadı. 13 Nisan 1919 gecesi Kadıköy'deki Apollon Sineması'nda ilk gösterimi yapılacak olan, Hüseyin Suat'ın ''Yamalar'' adlı oyununda, Emel rolünü oynayan Eliza Binemeciyan'ın Paris'e gidişi üzerine onun yerine “Jale” takma adı ile sahneye çıktı. Böylece sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını olarak tarihe geçti. O günden sonra Afife Jale olarak anıldı. 
 Jale, ilk oyunundan bir hafta sonra ''Tatlı Sır'' adlı başka bir oyunda yer aldı ve bunun sonucunda polis tarafından tutuklanmak istendi. Ermeni kökenli Türk tiyatro oyuncusu Kınar Hanım yardımıyla kaçtı. Üçüncü oyunu olan ''Odalık'' oynanırken tiyatro polis tarafından basıldı ve tutuklanmamak için kaçmak zorunda kaldı. Babası Hidayet Bey'de kızının tiyatro oyuncusu olmasına karşıydı. Afife Hanım büyük zorluklar çekerek aldığı eğitime, büyük zorluklarla yer aldığı üç tiyatro oyununa rağmen mesleği bırakmakla karşı karşıya kaldı. Dönemin İçişleri Bakanlığı olan Dahiliye Nezareti, Müslüman kadınların kesinlikle sahneye çıkmaması üzerine verdiği bildiriden sonra Afife Hanımın resmen iş hayatı son buldu.  Yaşadığı sıkıntılardan dolayı Afife Hanımın devamlı başı ağrısı çekmesi üzerine doktorlar morfin tedavisi uyguladılar. Fakat bu tedavi sürecinde Afife Hanım morfin bağımlısı oldu. 

Birkaç yıl sonra Burhanettin Tepsi Kumpanyası ile Anadolu'da turneye çıktı. 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı üzerine yeni rejim Türk kadınlarının sahneye çıkmasının önündeki engeller kaldırılmış; sahnelerde ve çeşitli eğitim, öğretim, sanat, bilim alanlarında kadınlar desteklenmiştir. Ancak morfin bağımlılığı yüzünden Afife Hanımın sağlığı git gide kötüledi ve sağlık problemlerinden dolayı tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı. 

1928 yılında gittiği bir Hafız Burhan konserinde ona tamburuyla eşlik eden Selahattin Pınar ile tanıştı. 1929 yılında evlendiler. Selahattin Pınar, Klasik Türk Müziği Bestecisidir. ''Anladım Beni Sen Sevmeyeceksin Beni Sen Nazlı Çiçek'' adındaki bestesini Afife Jale için yaptığı söylenmektedir. Pınar'ın bestekarlığını yaptığı parçalar Zeki Müren, Müzeyyen Senar gibi isimler tarafından okunmuştur. Fakat Afife Hanımın morfin bağımlılığı yüzünden evlilikleri zarar görmeye başlamış ve 1935 yılında boşandılar.

Afife Jale, uyuşturucu bağımlılığından maalesef kurtulamamış, son yıllarını tiyatrodan dostlarının yatırdığı Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde geçirdi. Hastanenin morfimanlar koğuşuğunda 24 Temmuz 1941'de vefat etti. Kabri Kazlıçeşme Mezarlığında bulunmaktadır. 
1997 yılından bu yana oyuncunun anısına Yapı Kredi tarafından Afife Tiyatro Ödülleri düzenlenmektedir.

24 Ekim 2015 Cumartesi

Sabiha Bengütaş

Türk ressam ve heykeltıraş. Türkiye'nin ilk kadın heykeltıraşı olarak bilinir.

Sanatçının düzenlenmiş internet adresi http://www.sabihabengutas.com

Sanayi-i Nefise Mektebi Heykel Bölümü'nün ilk kız öğrencisidir.
Sanayi-i Nefise Mektebi Heykel Bölümü'nün ilk kız öğrencisidir. 904 yılında İstanbul'da doğan Sabiha Hanım ilköğrenimi Eyüp Sultan Reşadiye Numune Mektebi'nde (bugünkü Eyüp Anadolu Lisesi) tamamladı. Babası Ziya Bey'in Şam'da görevlendirilmesi üzerine ailesiyle birlikte oraya gitti. Eğitiminin dört yılını Şam'da sürdürdü. Bu arada bir yıl da Fransız Katolik Mektebi'ne devam etti. Daha sonra İstanbul'a dönen ailesiyle birlikte Büyükada'ya yerleşti. Sabiha Hanım burada Köprülü Fuat Paşa Okulu'ndan mezun oldu. Liseyi bitirmeden, 1920'de Sanayi-i Nefise Mekteb-i'nin (bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) resim bölümüne girdi, hocası İhsan Bey'di. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin Resim bölümünde bir yıl okuduktan sonra bölüm değiştirerek, heykel bölümündeki 3 erkek öğrenci arasına ilk kız öğrenci olarak katıldı.
Sabiha Hanım Sanayi-i Nefise Mekteb-i öğrencileri arasında açılan sınavda birinci olarak Prix de Rome'u kazandı ve yurtdışına gitme hakkını kazandı. Roma Güzel Sanatlar Akademisi'nde Prof. Luppi atölyesinde öğrenim gördü. Daha sonra Taksim Meydanı'ndaki Cumhuriyet Anıtı'nı yapan ünlü İtalyan heykeltıraşı Pietro Canonica'nın asistanı oldu ve onunla birlikte İtalya'ya giderek 18 ay atölyesinde çalıştı. Türkiye'ye döndükten sonra 1933'te tekrar Avrupa'ya gitti. Eşiyle Belçika ve Rusya'da yaşadı.
1925'te Galatasaray sergilerine ilk kez katılan kadınlar arasındaydı. 31 Temmuz 1925 günü açılan sergide biri Ahmet Hâşim'in büstü olmak üzere üç eseri bulunuyordu. Aynı sergide Türkiye'nin ikinci kadın heykeltıraşı Melek Ahmet Hanım'da katıldı. Sabiha Bengütaş, ertesi yıl yapılan sergide, Hakkı Şinasi Paşa, Prof. Dr. Âkil Muhtar ve Ressam Hikmet Bey'lerin büstleriyle katıldı. 1938 yılında Atatürk ve İnönü için açılan heykel yarışmalarında birinci oldu. Bengütaş, bu heykellerin eskizlerini Türkiye'de hazırlayıp Roma'ya giderek orada tamamladı.
Eşi emekli olduktan sonra Ankara'ya yerleşen Sabiha Bengütaş, 1992 yılında vefat etti.
''1920'de Sanayi-i Nefise Mektebi'nin Resim Şubesi'ne girdim. Bir gün kendi kendime, antik bir büstü kopya ettim. Eseri gören Heykel Şubesi Hocam İhsan Bey, bunu benim yaptığıma inanamadı. Gerçeği öğrenince "sen, evin temelini yapmadan çatıya çıkmışsın" diyerek beni yüreklendirdi. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin Resim Şubesi'nde bir yıl çalıştıktan sonra bölüm değiştirerek, Heykel Şubesi'ndeki 3 erkek öğrenci arasına ilk kız öğrenci olarak katıldım.
"Gördüğümü yapmaya taraftarım. Hem de en sade şekilde. Gördüğümü yaparken, tabiati kopya etmiyorum, şahsi görüşümü de ilave ediyorum. Tabiati harikulade severim. Daha çok peyzaj üzerinde duruyorum. Çünkü heykelde tabiati ifade etme imkanı yok. Bu itibarla tabiat hevesimi resimden alıyorum.
Mizaç itibarı ile ne klasik ne de modernim. Esasen üslûp mevzubahs olamaz. Aranılan şey, sanat kıymetlerinin mevcut olup olmamasıdır. (...) En modern tanınmış büyük sanatkârlar da uzun zamanlar klâsik çalışmış kimselerdir. "Mektep" teşkil edebilmiş ne kadar sanatkâr varsa, o kadar da nazariye vardır. Fakat hepsinde temel ve esas, duygu ve samimiyet değil midir ? Yukarıda da saydığım sebeplerden dolayı, çok tetkik etmek, fakat taklit etmemek taraftarıyım. Sanat, her şeyden evvel, şahsi olmalıdır. "
(Sabiha Bengütaş)

Eserleri


Heykeller:
  • Taksim Cumhuriyet anıtı (Heykeltraş Pietro Canonica ve heykeltraş Hadi Bara ile birlikte), İstanbul
  • Atatürk heykeli (Çankaya Köşkü'nün bahçesinde), Ankara
  • İnönü heykeli, Mudanya
Büstler:
  • Abdülhak Hamid
  • Ahmet Haşim
  • Namık ismail
  • Bedia Muvahhit
  • Prof. Dr. Akil Muhtar Özden
  • Hakkı Şinasi Paşa
  • Hikmet Bey
  • Ali Fuat Cebesoy
  • Mevhibe İnönü
  • Hasan Ali Yücel
  • Josef Páleniček
  • Aysel Öymen
  • Roy Kohler
  • Ali İhsan Kalmaz