Benim için çok fazla anlamı olan bir sanatçıdır Ertem. Kendimi bildim bileli Ortaçgil dinler, Birsen Tezer gibi olmak istemişimdir. Her zaman büyük saygımın olduğu insanlardı. Sonra bir gün konsere Ceylan'da çıktı yanlarında ve hatta çok sevdiğim Jehan Barbur'da yanlarındaydı. Hayatımın en güzel performanslarından birini gerçekleştirdiler. Halbuki bu Ütopyalar Güzeldir her zaman dilime pelesenk olmuştur falan pekte oralı olmamışım anlaşılan o zamanlarda. Sonra Ceyla'la tanıştım ve o gün bu gündür zevkle dinliyorum. Ama yaptığı en iyi şarkının ALİ olduğunu düşünüyorum. Ceylan sevdiği işi yapıyor bundan eminim sanat anlayışı, özgürlük arayışı ve insan sevgisi üst düzey biri, iyiki varsın Ceylan. Şimdi hadi hep birlikte dinleyelim.
22 Eylül 2015 Salı
Ceylan Ertem -Ali
31 Ağustos 2015 Pazartesi
Yaşar Nezihe (Bükülmez)
Yaşar Nezihe (Bükülmez); 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler bayramı için ilk Türkçe şiiri yazan kadın şairdir.
Nezihe Bükülmez, sadece edebî kimliğiyle değil, hayat hikâyesi ile de
yaşadığı dönem içerisinde ve sonrasında dikkatleri üzerine toplamıştır.
Hayatındaki her tür hadiseyi bir halk çocuğunun samimiyetiyle şiirlerine
taşırken döneminin sosyal hadiselerini aynı içtenlikle işlemek istediğinde
zaman zaman yanlış anlaşılmıştır. Basılmış iki eseri, dergilerde yayımlanmış
şiirleri ve basılmamış bir şiir defteriyle Yaşar Nezihe Bükülmez Türk
edebiyatında sesini şiirleriyle duyurmaya çalışan farklı bir kadın
edebiyatçıdır.
Hayatı boyunca unutamayacağı bir aşk yaşar. 1934 yılında tanışıp ölene kadar
mektuplaşarak tüm şiir defterlerini teslim ettiği Taha Toros’a defalarca anlattığı bu aşk
hikâyesinin kahramanı sokaklarında devriye gezen Hilmi Çavuş’tur.
Yaşar Nezihe’nin babası Kadri Efendi, fakirliklerine çare olacağı düşüncesiyle kızını
kendisinden yirmi yedi yaş büyük olan Atıf Zahir Efendi ile evlendirir. Yaşar Nezihe’nin babası Kadri Efendi, fakirliklerine çare olacağı düşüncesiyle kızını
kendisinden yirmi yedi yaş büyük olan Atıf Zahir Efendi ile evlendirir. Bükülmez, ayrılıkla neticelenen ilk evliliğinin ardından Mühendis Fevzi Bey’le evlenir. Asıl hayatını bağladığı ve darbesi ile yıkıldığı bu ikinci eş ile beş buçuk sene
birlikte kalır. Bu evlilikten Sedat, Suat ve Vedât isimli üç oğlu olur.
Fevzi Bey, hovardalık yönü
ağır basan, iş icabı yaptığı seyahatlerde bu zaafını gerçekleştirme imkânı bulan biridir. Bir süre
sonra âşık olduğu birinin peşine takılarak eşini ve çocuklarını yüzüstü bırakıp gider. Sedat ve
Suat açlıktan ölürler. Eşinin yaptığı ihanet ve sorumsuzluğu Yaşar Nezihe affetmez.
“Ayrılığımızdan beş yıl sonra, Mühendis Fevzi Bey’den bir haber geldi. Ağır hasta
imiş; beni evine çağırıyordu. Hiç titremeden gittim. Karyolasında son dakikalarını yaşıyordu.
Benim elimden bir yudum su istedi. Arzusunu hemen yerine getirdim. Suyu içtikten sonra yaşlı
gözlerle, ‘Beni affet Nezihe!’ dedi. Beynimde beş yıllık sürünmenin, onun yüzünden fidan gibi
iki çocuğumu kaybetmenin tartışmasını yaptım. Çektiğim acılarla nasırlaşmış olan kalbimin son
cevabını verdim.
- Affedemem!
Üç saniye sonra gözleri kapandı. Avucumun içindeki eli buz gibi soğudu; ölmüştü”
Yusuf Niyazi ile 3. evliliğini yapar fakat bu evlilik sadece 50 gün sürer.
“Evvelce nişanlı kaldığımız Yusuf Niyazi Bey, aradan 13 yıl geçtikten sonra, bana talip
oldu! Yakamı bırakmadı. İlk iki evliliğimden yüreğim yanıktı. Ama üçüncü kez de olsa talihimi
bir daha deneyim, dedim! Hay demez olaydım! Güya yuvamıza uğur getirir diye, nikâh
günümüzü, ikinci meşrutiyetin dördüncü yıldönümüne rastlayan 10 Temmuz 1912’ye
düşürmüştük. Niyazi’nin görev yeri olan Cide’ye gitmek üzere İstanbul’dan vapura bindik.
Adam daha vapurda iken çapkınlığa başladı. Cide’ye vardığımızın on ikinci günü de evvelce
boşadığı iki kadını eve getirdi. Gayet soğukkanlı bir dille ‘Hep birlikte otururuz!’ dedi.
Nikâhlandığım 10 Temmuz günü ben onun onuncu karısıymışım da haberim yokmuş! Ancak
elli gün dayanabildim. İstanbul’a dönüp mahkemeye başvurdum. Adam, boşamam boşamam,
diye tutturdu. Zar zor boşanabildim. Üç evliliğimde, düş kırıklığına uğradım. Hiçbirinden ne
birlikte olduğum günlerde ne de ayrıldıktan sonra on paralık yardım ya da nafaka ve tazminat
gibi bir şey görmedim”
Çok kısa süren bu üçüncü evlilik, Yaşar Nezihe’nin yaptığı en sağlıklı evlilik gibi
görünmektedir. Boşandıktan sonra kırk yılı aşkın bir süre mektuplaşırlar. Taha Toros’un
arşivinde Yaşar Nezihe’ye ait zarfta bulunan mektupların büyük bir kısmı Yusuf Niyazi
Erdem’e aittir. Son evliliğinin bitmesiyle şaire, hayat yolunda oğlu Vedat ile tek başına kalır.
Çoğul Şiirlerin Gölgesinde Tekil Bir Kadın:Yaşar Nezihe linkine tıklayarak Radikal 'in şair hakkındaki haberine ulaşabilirsiniz.
Çok kısa süren bu üçüncü evlilik, Yaşar Nezihe’nin yaptığı en sağlıklı evlilik gibi
görünmektedir. Boşandıktan sonra kırk yılı aşkın bir süre mektuplaşırlar. Taha Toros’un
arşivinde Yaşar Nezihe’ye ait zarfta bulunan mektupların büyük bir kısmı Yusuf Niyazi
Erdem’e aittir. Son evliliğinin bitmesiyle şaire, hayat yolunda oğlu Vedat ile tek başına kalır.
Çoğul Şiirlerin Gölgesinde Tekil Bir Kadın:Yaşar Nezihe linkine tıklayarak Radikal 'in şair hakkındaki haberine ulaşabilirsiniz.
''1896 yılında 14 yaşındayken Ahmet Rasim'in çıkardığı 'Hanımlara Mahsus Malûmat' adlı kadın gazetesinde Leyla Feride imzasıyla yazılmış bir şiiri okudum, çok beğendim. Ben de öyle şiirler yazmak istedim. Ve şiir yazmaya böyle başladım.''-Yaşar Nezihe
27 Ağustos 2015 Perşembe
Fahrelnisa Zeid
- Fahrelnisa Zeid;(1901 İstanbul - 1991 Amman); İslam ve Bizans Sanatını buluşturan ilk kadın ressamdır.
"Bir başyapıt oluşturabilmek için, önce tüm varlığınızı onun içine yerleştirmelisiniz."
Büyükada'da Şakir Paşa Konağı'nda dünyaya geldi.ilk evliligini yazar İzzet Melih Devrim ile, ikincisini de ürdün prensi Emir Zeid ile yapmistir. Portleri ve romantizme yönelik çalışmaları ile bilinen sanatçı Londra, Paris, Münih, Berlin gibi bir çok sanat merkezinde çalışmalarda bulunmuştur. Şirin Devrim ve kendisi gibi ressam olan Nejad Devrim'in annesidir.
Bir gökkuşağı kadar rengârenk yaşayan, yalnız yaşamlarıyla değil, ürettikleri resimlerle de renkçiliklerini kabul ettiren Fahr el Nissa ile Nejad, bir çok önemli esere imza atmışlardır.
5 Eylül 1991'de hayatını kaybetti. Amman'da El Rağdan Sarayı Kraliyet Mezarlığı'na defnedildi.
5 Eylül 1991'de hayatını kaybetti. Amman'da El Rağdan Sarayı Kraliyet Mezarlığı'na defnedildi.
Eserlerinin Bulunduğu Fuarlar;
İstanbul Modern
Rezan Has Müzesi, İstanbul
Aşağıdaki linkten ressama ait bir genel bakışa ulaşabiirsiniz;
'' Zeynep Yasa, Fahrelnissa Zeid'in çalışmalarını anlatıyor ''
Rezan Has Müzesi, İstanbul
Aşağıdaki linkten ressama ait bir genel bakışa ulaşabiirsiniz;
'' Zeynep Yasa, Fahrelnissa Zeid'in çalışmalarını anlatıyor ''
"Ben kendim de her resim yaptığımda bütün canlılarla, yani varoluşun sessiz çeşitliliğinin toplamı olan evrenle bir çeşit yek vücut olma haline girdiğimi fark ederim. O zaman kendim olmaktan çıkar, kaya ve lav püskürten bir volkan gibi, o resimleri püskürten benlikten arınmış bir yaratma sürecinin parçası olurum..." Fahrünnissa Zeyd
Halet Çambel (Cumhuriyet Kızı)
Halet Çambel (27 Ağustos 1916, Berlin - 12 Ocak 2014, İstanbul), Türk arkeologtur.
Hattuşaş'ın bulunduğu Boğazköy'de, stajyer olarak başladığı kazıları hayatı boyunca sürdüren Halet Çambel, bilim dünyası tarafından “Hitit hiyerogliflerinin çözüldüğü yer” olarak tanınan Karatepe-Arslantaş Höyüğü'nde, Türkiye’nin ilk açık hava müzesini kurmuştur. Karatepe kalıntılarının ortaya çıkarılmasına ve Hitit dilinin çözülmesine katkısı büyüktür. Türkiye’yi eskrim dalında temsil ederek Suat Fetgeri Aşeni ile birlikte “Olimpiyatlara katılan ilk Türk kadın sporcu” unvanını kazanmıştır. Akyaka evlerinin mimarı olmakla ünlü Nail Çakırhan'ın eşidir.
- Ayrıca Halet Çambel, 67 yıl boyunca Höyük'te yaşamıştır. Başlarda 2 odalı bir kulübede yaşamış ve daha sonraları aynı yere 2 odalı bir ev yaparak araştırmalarını devam ettirmiştir.
''Yaşamını Arkeolojiye ve Anadolu'ya Adamış Bir Bilim Kadını'' adlı bu çalışma ile Halet Çambel'i daha ayrıntılı bir şekilde tanıma fırsatı bulabilirsiniz.
Cumhuriyet kızı ve ilk kadın arkeologlarımızdan Halet ÇAMBEL'in yaşam öyküsü ile günümüz gençlerine örnek olması gereken mücadele azmini anlatarak iki bin yedi yüz yıl öncesiyle günümüzü kaynaştırarak insanın serüvenini, duygularını, sevinçlerini, acılarını, aşklarını ve kalıcı olma çabalarını duru bir dille anlatmaktadır. Son derece ayrıntılı, titiz bir araştırma ve ön çalışmanın ürünü olan destan, yaşanan gelişmeleri ve olayları objektif ve yansız olarak yansıtmakta aynı zamanda yaşanmışlıkla düş gücünü harmanlayarak bizi zamanda yolculuğa çıkarmaktadır.
Halet Abla Destanı'nı oyunu ona olan saygımızın bir göstergesidir.
Halet Abla Destanı'nı oyunu ona olan saygımızın bir göstergesidir.
Etiketler:
Arkeoloji,
Çambel,
Halet,
Halet Abla Destanı,
Halet Çambel,
Höyük
26 Ağustos 2015 Çarşamba
Umay Umay
''Beni hangi dalga sesine çağırdığını bir bak. Yağmurdan ıslanmış bir banka oturuyorum ve bu karın ağrısı denek. Karşımda sahile çarpıp geri dönen deniz; Paris, Berlin, Honkong, Ürdün, Yemen... Sular bir şeyler söylüyor, rüzgârsa onları kısa bir süreliğine oyalamaya çalışıyor. Arkandayım kapıcı çocukları, mavi ojeli orospular, bulucinli dilenciler, kaldırıma park etmiş otolar; BU AÇIK HAVA TİYATROSUNDA AYNI HÜZÜN KIRBACIYLA İRKİLİYORUM.'' -Orospu Kırmızı'dan alıntıdır.
İlk müzik çalışmalarına 1990 yılında “Hush” grubundan Eray Artan ve Melih Rona ile bir araya gelerek “Leprechaun” grubuyla başlamıştır. Umay Gedikoğlu, kısa süren bu çalışmadan sonra asıl çıkışını tüm müzik ve sözlerini Barlas’ın (Barlas Erinç) yazdığı pop rock tarzındaki "Umay Umay" albümüyle yapmıştır.
Umay Umay’ın müzik çalışmalarının yanı sıra beş adet de kitabı bulunmaktadır. Kitaplarını eşcinsellere adamıştır. Kürtleri, eşcinselleri, devrimcileri ve Mardin'i anlatmıştır. Bir dönem Birgün Pazar'da köşe yazarlığı da yapmıştır. Kazım Koyuncu'nun Gyuli Çkimi şarkısının üzerine Kalbim Acıdı adlı şarkısını söylemiştir. Kendi albümlerinin dışında, Kent Ozanları adlı karma albümde de Şeker Anne şarkısıyla yer almıştır.
- son dönemde Cem Adrian ile seslendirdikleri parçalara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.
Umay Umay & Cem Adrian - Anlat Onlara
Umay Umay & Cem Adrian - Bir Şarkı Tut
Umay Umay & Cem Adrian - Kalbimdeki Yara
Umay Umay & Cem Adrian - YaNNızlık
Umay Umay & Cem Adrian - Yardım Et
Umay Umay & Cem Adrian - Bir Şarkı Tut
Umay Umay & Cem Adrian - Kalbimdeki Yara
Umay Umay & Cem Adrian - YaNNızlık
Umay Umay & Cem Adrian - Yardım Et
- Ayrıca Kazım Koyuncu ile derin bir dostluğu bulunan Umay, Kazım Abimizin arkasından şöyle demiştir;
Güneşe çıkardım kalbini, Kazım.
Yine de seni hayatta tutmayı başaramadım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





